Düğüm – Alak – Kelam – İkra


Bir kelimeyi yanlış anlamak,
Sağ yerine sola dönmek,
Yoldan sapmak gibi olur.

Hayatı yanlış anlamak,
Alakayı kuramamak.
Neticesi olur.

Kelimenin manasını.
Kelimenin kelamı anlatır.

Kelime,
Harflerin bir araya gelmesi.
Bir anlama dönüşmesi.


İlkin,
Sadece ses vardı,
Harf yoktu.

Sesler birleşti,
Anlam oluştu.

Sonra,
Yazıya döküldü.
Yazıyla zenginleşti,
Yeni kelimeler türedi.

Türerken,
Bazen bir ağaç gibi dallandı,
Manada derinleşti.

Bazen dalından koptu
Başka anlamlar yüklendi.

Alakasız anlamlarla,
Kelime özünden uzaklaştı,
Anlam kaymaları oldu.

İşte
Ata sözleri, deyimler,
Yazıtlar, hikayeler ve
Kutsal kitaplarda yer alan
Kadim bilgiler,
Günümüzde Kelamını kaybetti.


Bir gece,
Hira dağında bir şey yaşandı.

Köklü bir aileden gelen,
Zengin bir tüccar ile evli,
Muhammed İbn Abdullah.

Sık sık şehirden uzak,
Hira dağında bir mağarada
Kendiyle başbaşa
Yaratılışı soruguluyordu.

Bu kendiyle baş başa kalışlar
Kendinde bağı olduğunu bildiği
Kendinden çok büyük olanı
Aramakla ilgiliydi.

Ticaretin merkezinde yaşayan,
Kervanları ağırlayan,
Kutsal mekan Kabe’nin
Anahtarını tutan.

Farklı kültürlerden,
Farklı dinlerden beslenen.
Farklı insanlarla tanışmış,
Onlarla boş sohbete değil,
Derin konulara dalmış.

Ama bir türlü
Alakayı kuramamış.

İstese egosunu takip edermiş.
Kabe’nin anahtarı ailesinin,
Ailesinin gücünü kullanır,
Kervanları ile gücüne güç katar,
Statükoyu takip eder,
Siyasi söylemlerle,
Popülist bir lider olmayı seçebilirmiş.

Öyle yapmamış,
Geçici Gücü istememiş.

Hira’ya çekilmiş
Kalıcı gücü aramış.


Ve bir gece,
Issızlıkta,
Karanlıkta,
Bir ses duyar.

“Oku”

İşte burada başlar, bizim
Alakalar Metinlerimizin sebebi.

Onun aradığı bir alakaydı.
Hira’da duyduğu da
Alakanın
Yani bağının,
Fark edilip,
İdrak edilip,
Sahiplenilip,
Düğümlenmesiydi.


Oku dendi
Ama neyi?

Kağıt mı?
Taş mı?
Hiç birisi.

Peki ona duyurulan
Oku
Ne demekti?

Aslında duyduğu
”İkra” idi.

Bugün düşündüğümüz
Metinleri okumak anlamında değildi.

İkra ile
Kuran bile
Kardeşti,
Peki ama
Alakası neydi?

İkra ilk olarak
Kura diye belirdi.

Biyolojik döndü için kullanıldı.

En önemli mesele,
Kadının doğurganlığı.

Gebelik,
Önce
Kendiliğinden sanıldı

Zaman geçti,
Erkekle yapıldığı
Fark edildi.

Bir döndü görüldü.
Bu iş döngü ile alakalı
Diye düşündü.

Fark edildi,
Gebelik,
Döngüden sonra geliyor.

Döngü sonrası,
Bir yüklenme oluyor,
Yük büyüyor ve
Bebe doğuyor.

Döngüye bir ses verildi.
Kura diye seslendirildi

Kura olunca
Bir birikim var
Kura ile gelen
Bir rahmet var.

Bu biyolojik ritim,
Bugün bildiğimiz
Mensutral döngünün
O zaman ki
Sesi Kura

Anne yumurtasını beslemek için
Embriyonun tutunmasını sağlamak için
Rahmin kanla dolması.
Dolan kanın daha sonra taşması.

Her taşmadan sonra,
Yeni bir gebeliğin beklenmesi.

Sonraları
Kura’dan
İkra türedi

Bu sefer seslerin
Bir araya gelmesi
Yeni bir mana kazanması
Yeni bir anlama bürünmesi
Anlamında kullanıldı.

Kıraat,
O da aynı kökten geldi.
İçte olanı
Dışa vurmak içindi.

Kuran,
O da Kura’dan geldi.
Sureleri toplayan,
Büyük toplayıcı dendi.


Hira dağında,
O gün duyduğu
İkra,
Gözleriyle harfleri takip etmek değildi.

İçinde biriktirdiği,
Üstüne düşündüğü,
O anlamı, o manayı,
Artık dökülmesi,
Bir araya getirmesi,
ve taşırması
Anlamındaydı.

En derinlerine konuşan bu ses,
Ondan artık
Haykırmasını istiyordu.

Bilgili ve Emin kişi,

Kendisine söylenen
İkra’nın Anlamını bilerek:

“Ma ene bi kari’in”
Diye cevap verdi.

“Ben toplayıcı değilim”

Bu yükü toplayacak
Dışa vuracak
Vasıfta değilim.
Diyordu.

Ses üsteledi
Cevap tekrar etti

Ses üsteleri
Cevap tekrar etti.

Ses devam etti:
”İkra, bism’i rabbike ellezi halak”

Halak eden,
Bizim de bildiğimiz
Halk eden.
İnsanları yaratıp,
Yaratıp da bırakmayıp,
Aile bağları ve akrabalık ile
Kavimler ve topluluklar ile
Birleştiren ve güç katan
Bir bireyden öte
Bir toplum kuran,
Rabb.

Rabb,
Herşeyi bilen ve öğreten
Öğrettiğine
Aşama aşama öğreten
Onu eğiten, ve
Terbiye eden

Rabb’ın İsmi
Esması olan isimlerinin
Sıfatlarının gücü,
Yüceliği ile:

“İkra”
Artık hazırsın haykır.
Diyordu

“Halaka insane min alak”

Alak, kan pıhtısı,
Hatta sülük.
Kim bilirdi o zaman
Embrio şeklinin
Sülüke benzediğini

Ama o alakın kökünde
Alaka vardı.
Herkesin bildiği bağ
Bir bağı olan İnsan

Halak eden,
Yaratan Rabb ile
Bağı olan
Rabb ile alakası olan
İnsan.

Rabb’in yüceliği ile
“Haykır” diyordu.
“İkra”

Ve böylece başladı
Allah’ın kelamı
İnsanlığa bir daha
Sunuldu.


Biz,
Bu yazılarla,
Kelimelerin üzerine yığılmış
Zamanın tozunu siliyor
Gerçek kelamı arıyoruz.

İster deyiş olsun,
İster kitabe ya da
Kuran’dan bir ayet.

O günün ruhu
O kelimenin manası ile
Alakayı kuruyor
Kelamı arıyoruz.

ve bir daha kaybolmasın diye
Kelimedeki kelamı kaleme alarak,
Düğümlüyoruz.