Euzu Billah
Önümüzde,
Gözümüze zor görünen
Bir mesele var iken;
En güvenli sığınak,
Allah.
Bu zor mesele,
Dedirtir bize:
Euzu-billahi-min-eşşeytan-nirraciym.
“Cennetten,
Taşlanarak kovulmuş
Şeytandan,
Allah’a sığınırım”
Allah’tan başka
Neye sığınılır ki?
Eğer Allah,
Kullarını
Kendisine
Sığınsın diye
Dünyaya gönderdi ise,
İblis’e de,
İnsanı yoldan çıkartsın diye
Kıyamete kadar
İzin verdi ise;
İnsanın,
Bu dünyada
Allah’la
Bağı kopar da,
Şeytan girerse devreye
Kul biraz ürker,
Allah’ı hatırlar.
Euzu billah,
Allah’ın
Sığınacak güç
Olduğunu
Hatırlatır bize.
Peygamber’in
Geçirdiği sıkıntılar anlatılır.
Çok derler.
Ona bu kadar çok
verilen sıkıntı
Onun da bu kadar çok
Rabbine sığınmasını mı sağlamıştır?
Öyle ise,
Bu dünyada,
Ne kadar çok sıkıntı çeker
ve her seferinde
Allah’a sığınırsak
O kadar mı yaklaşırız
Allah’a?
İşte,
Akla yatsa da
Akla yatmasa da,
Euzu billah’ın
Günümüzdeki
Fonksiyonu.
Başa gelen
Çekilir.
Çekmeden önce
Hadi Allah’ı
Hatırlayalım.
Bu düşünce,
İnsanı,
Pasif ve
Edilgen,
Zayıf ve
Güçsüz
Bir canlıya dönüştürürken
Dönüştürdü bile.
Oysa ki,
İnsan,
Allah tarafından
Aktif bir görev için
Seçildi.
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً
Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten.
Bakara (2-30)
Hani Rabbin meleklere,
“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım”
demişti.
Halife,
Selefiyle, billah;
Selefi için, lillah;
Selefin adıyla, bismillah;
İş yapan
Karar alandır.
وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا
Ve alleme âdeme-l-esmâe kullehâ.
Bakara (2-31)
Allah Âdem’e
bütün isimleri (esmâyı)
öğretti.
El-Kayyum gibi, yönetilen değil yöneten
El-Mucip gibi, bilmiyorum demeyip, cevabı verebilen
El-Adil gibi, kimseyi kayırmadan, dengeli davranan
El-Hasib gibi, hesapsız değil, çeteleyi tutan
El-Hakem gibi, kurallara tabi, kuralları koyan
ve diğer isimler gibi,
Güzel ve yüce
Niteliklerle
Donatılı insan.
Peş peşe gelen bu iki ayet
İnsanın öz varlığına dair
En somut işaret.
Öyle ki:
اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ
İnnâ aradnel-emânete ales-semâvâti vel-ardı vel-cibâli fe-ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehel-insân(u), innehû kâne zalûmen cehûlâ(n).
Ahzâb (33-72)
Şüphesiz biz emaneti
göklere, yere ve dağlara
teklif ettik de
onlar bunu yüklenmekten
çekindiler ve
ondan korktular.
Onu insan yüklendi.
İnsan’a bir emanet verilmiş,
Kimse yüklenememiş.
Bu emanet,
Belli ki,
Allah’ın
Bu dünyadaki
Halefi olmak.
Halef karşısında
Melekler
Secde etmiş.
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
Ve iz kulnâ lil melâiketi-scudû li-âdeme fe-secedû illâ iblîs(e), ebâ ve-stekbere ve kâne mine-l kâfirîn(e).
Bakara (2-34)
Hani meleklere,
“Âdem’e secde edin”
demiştik.
İblis hariç hepsi
secde ettiler.
O ise direndi,
büyüklük tasladı ve
inkârcılardan oldu.
İblis hariç.
Allah’ın Halifesine
Allah için iş yapacak olana
Secde etmemiş.
قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Kâle rabbi fe-enzırnî ilâ yevmi yub’aśûn(e).
Sâd (38-79,80) ve Hicr (15-36,37)
“Rabbim!
Öyle ise (insanların)
tekrar diriltilecekleri
(uyandırılacakları / Ba’s olunacakları)
güne kadar
bana mühlet (izin) ver” dedi.
İblis izin istemiş
yevmi yub’aśûn
Ba’s gününe kadar.
Ataletten kurtulma
Uykudan uyanma
Bu cahil hayattan
Uyanma zamanına kadar
İzin verilmiş İblis’e.
İşte o İblis’in,
Allah’ın onayı ile
Bizler uyanana kadar
Bize musallat olan
Şeytanlığından,
Allah’a sığınırım
diye çevrilir;
Euzu Billah.
Euzu kelimesi
Cahiliye döneminde
Şiddetli rüzgâr
Ya da fırtınanın
Ortasında kalan birinin,
Bir kaya ya da ağaca
Fiziken tam anlamıyla
Yapışması ve
Bütünleşmesidir.
Aynı kelime,
Yeni doğum yapmış bir devenin
Yavrusunu korumak için
Ona sıkıca kenetlenmesine de denir.
Kemiği tutup da
Üstündeki eti yerken
Dişlerin sökemediği
Kemiğe yapışmış olan
Et parçası için
El-İtaz denir,
Aynı kökten gelir.
Euzu,
Ayrılamazlık demektir.
Bedene takılan Muska
Eve asılan Boncuk
Bunlardan medet umup
Onlardan ayrılınamaz olunca
Bu duruma da
Muâze denir.
Aynı köktendir.
Euzu,
Tılsım da demektir.
Euzu Billah ise
Allah ile
Tılsımlı olmak
ve O’ndan
Ayrı olmamaktır.
Sığınılacak bir güç değil
Zaten o güce yapışık,
O güç ile birlikte,
Güçlü olmaktır.
Min Eş-Şeytan Er-Racim
Bu güçlü olmanın,
Kime neye karşı olduğunu söyler.
Recm eden Şeytan denir.
Recm,
Bir şeyi,
Bu şey taş gibi somut da olsa
Bu şey laf gibi soyut da olsa
Nereye gittiğini bilmeden,
Hedef gütmeden
Fırlatmaktır.
İblis bir mancınık
Şeytanlık da
Taş atmak
Olmadığına göre
İblis’in yaptığı şeytanlık da
Laflamak olur.
Euzu billah ise
Şeytanın sallamalarına karşı
Allah ile korunmakta olduğumuzun
Bir beyanıdır.
Allah’ın izin verdiği İblis,
Şeytanlık ederken
Allah’ın halifelerine,
Buradan bir
Mana da çıkartmak gerekir.
لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا
Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ.
Bakara (2-286)
Allah kimseye
gücünün üstünde
bir şey teklif etmez
(yük yüklemez).
Allah,
Halifelerine yük yüklüyor.
Ki bu yük,
Halifeyi halef yapıyor.
Yük önce küçük başlar
Halife güçlendikçe artar.
Halife ezilmeye başlarsa
Yük azalır
Halife altından kalkarsa
Yük artar.
Bunu selef olan, Rabb,
Halef olan Abdı için yapar.
Rabb,
Her şeyi bilenin
Muhatabına
Aşama aşama
Öğretmesidir.
Terbiye kelimesi
Rabb kökünden gelir.
Kan döken ve yoz olan kul
Bu yüklerin altına girerken
Onun iradesi de
İşte bu işle görevli olan
İblis ile sarsılır.
İblis bunu recm ederek yapar.
Recm, üfürmek, sallamak
İşkembe-i kübradan atmak
Anlamlarına gelse de,
Recmi en iyi anlatan kelime
Yine aynı kökten gelen
Tercüman’dır.
Tercüman,
Özünde,
Farklı dilden çeviri yapan değil;
Recm eylemini meslek edinmiş,
durmadan laf sallayan demektir.
Şeytan,
Kulun
Gördüklerine ve
İşittiklerine
Tercüman olur.
Gördüğünü farklı,
İşittiğini farklı gösterir.
Bazen zorlukları,
Riskleri, tehditleri;
Bazen, hayalleri
vaatleri, kolaylığı;
Gözünü boyayarak
Kulağına fısıldayarak
Tercüme eder.
Öz-sabotaj,
Bilişsel Çarpıtma,
Bunun altında yatan
Öğrenilmiş çaresizlik ve
Aşağılık kompleksi
Ve Ruminasyon,
Otomatik negatif düşünceler;
Kuran’daki adıyla, vesvese…
Bunlar hep
İblis’in şeytanlığı.
Merkezden uzak olma.
Hani tekrar O’na döneceğiz ya,
İblis’in amacı da O’ndan uzaklaştırma.
İblis’in varlığı da
Bizim
Sadakatimizin testi
Özgüvenimizin inşası.
Hani melekler demişti ya,
أَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاءَ
E-tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfiku’d-dimâ'(e)
Bakara (2-30)
“Orada bozgunculuk yapacak
(fesat çıkaracak) ve
kan dökecek birini mi
yaratacaksın?”
Haklılar,
İnsanın zayıf noktası.
Yeryüzünü,
İmar, ıslah ve koruma
Görevini terk edip;
Ekolojik, biyolojik,
Ekonomik ve Sosyolojik
Dengeleri yok etmesi.
Şeytanlık da,
Çevreyi,
Bünyeyi,
Cüzdanı,
Eşi dostu
ifsat etmesi.
Halifelik ise,
Islah ve
Güzelleştirmek için
Çalışması.
Kuran’da
Defalarca tekrarlandığı üzere
Amel işlemesi,
İş yapılması.
İşinin Salih, onarıcı olması
ve Hüsn, güzel olup,
Kaliteden
Ödün vermemesi.
İşte Euzu Billah;
Kendini küçük görmeden,
Kendindeki gücü gösteren,
Yeryüzünü,
En güzel şekilde
İnşa etmek için;
Allah ile senkronize olmanın
Manifestosudur.