Otonom Döngüden Akış Haline: Nefsin Anatomisi

Nefsine yenik düştü!

Yuvası dağılan için,
Ortaklığı bozulan için,
Sağlığını kaybeden için,
İtibarını paramparça eden için söylendi.

Belki,
Anlık arzusunun peşinde,
Bastıramadığı öfkesi ile,
Hazzının dürtüsü ile,
Bağımlılığı çok, sorumluluğu azdı.

Kim bilir,
Kibri yüksek, çıkarı büyüktü.
Kafasında bin bir tilki ile,
Yakını gördü, uzağı göremedi.

Ya da,
Bedeli küçülttü, ödülü büyüttü.
Sahip olduklarını,
Sahip olmadıkları ile değişti.

Anı korumak için değil,
Anı yüceltmek için yaşadı.

Hep istedi, hiç doymadı.
Bugün uğruna yarını sattı.

Yıktıklarına özgürlük,
Kaybettiklerine alın yazısı dedi.

Bunların hepsini değil
Birini, bir kaçını yapsa da
Sonuçta Nefsinin kölesi oldu.

Nefsine hakim ol
Hayatına hakim ol
Derler

Kötülükleri emredenin
Nefs olduğu;
Nefsin de
Terbiye edilmesi gerektiğini
Söylerler.

Ama;
Bu düşünce
Kuran’da
Bir ayette çelişir.

Kıyamet günü geldiğinde,
Allah soruyor.
Hz. İsa cevaplıyor:

“Sen benim nefsimde olanı bilirsin,
ben senin nefsinde olanı bilmem”
Maide (5:116)

Allah’ın da nefsi varmış!

Ama,
Nefsin anlamı öyle şaşmış ki
Kuranın tasvirlerine yansımış
Nefs, Allah’a ithaf edilememiş.

Apaçık, yazdığı gibi:
”Nefsini bilmem”
Demeye çekinip

Zatında olanı bilmem,
Bildiğini bilmem,
Sırlarını bilmem,
İçindekini bilmem
diye çevriler yapılmış.

Gözle görünmeyeni bilmem
Bile denmiş,
Buradan da
Gayb’a bağlanmış.

Hatta Allah’ın nefsi için,
Gönlünde olanı bilmem,
Senin sırrına eremem bile denmiş.

Çünkü Nefs,
Bugünkü anlamıyla
Kötülük ile ilgili olan demek.

Allah’ın nefsi diyen,
Yanlış bildiği Nefs tanımında
Allah’ın nefsi var derse
Allah’ı da kötülemiş olur,


Nereden geliyor,
Nefsin kötülükle ilgili olması?

“Nefis aşırı derecede kötülüğü emreder”
Yusuf (12:53)

Buradan bir kalıp türedi.
Nefsi Emmare
Emir veren nefis;
Kötülüğü emreder.

Ve bu yasa oldu.

Ayetin devamı okunmadı.

“illâ mâ rahime rabbî”
Rabbin Rahmi ile kapsaması yoksa.

Kenarda kaldı,
Nefs’in anlamı kaydı.

Nefisin emri kötülük oldu,
öyle kaldı akıllarda,

Ama, Rabbin rahmi ile kapsaması varsa,
Nefisin emri güzellikle olur diye anlaşılamadı.

Rahmandır, Rahimdir,
Rahmettir buradaki yön.
Nefis değildir.

İki yarım cümle:
Rahmetsizce olanı yasa oldu
Rahmet ile olanı düştü, unutuldu.


Yüzlerce ayette geçer Nefs.

Tek başına bakıldığında,
İyilik ya da güzellik barındırmaz.

İnsandaki,
hesap verecek olandır.

Duru bir tanımla:
Seçimlerin sahibi,
Karar alan,
Sonuç doğuran,
Sonucun sorumlusu.

Kişinin özü, kendisi,
Ve devredemediği
Yükümlülüğüdür, Nefs.

Nefsin özü,
Nefes gibidir.

Nefes,
İçine alır,
İçinde işler,
Dışarı verir.

Dışarı verirken,
Dilden bir söz çıkar.

Sözü söyleyen,
Sarf ettiği sözlerin
Sonuçlarına katlanır.
Sonuçların sorumlusu olur.

Nefs, kişinin yaptığı her işte
Aynı döngünün dönüp durmasıdır.

Bir şey görür, bir fikir gelir
Bir ses duyar, bir düşünce gelir
Bir şeye dokunur, bir duygu oluşur

Gelen her şeyi alan
Alıp, işleyen
ve sonuç doğuran
ve doğan sonucun sorumlusu
Nefstir.

Nefs döngüler halinde,
Her daim bir sonuç doğurur
ve sonuçtan da
Nefsin kendisi sorumlu olur.


Hesabı verilecek olan:
Nefsin sonucu.
Hesabı verecek olan da
Nefsin kendisidir.

Kötülükle emreden nefis;
Ayetinde olduğu gibi
Rahmet olduğunda
Kötülük olmuyor.

Allah da hem Rahman,
Hem de Rahim olarak;
Onun nefsi kötülük emretmiyor.
Onun nefsi yarattıklarına
Bir girdi oluyor.

İnsanlar da bu girdiyi alır.
Eğer rahmet ile işler
ve sonucunu üretirse
başka sonuç;

Rahmeti bir kenara bırakır
yükümsüzmüş gibi
bir sonuç üretirse
başka bir sonuç doğurur.

Hesaba çekilecek olan da
işte tam bu arada:
Üretilen sonuçların hesabı olur.

Çünkü, sonuçlar etkiye dönüşür.

Etki,
Kişinin kendisine olabilir.
Yakınlarına olabilir.
Hayvanlara olabilir.
Çevreye olabilir.

Bu etki de hesabın
Nasıl görüleceğini
Belirler.


Rahmetsizce yapılan etki.
Rahmetle yapılan etki.

İkisi arasında ne var?

Nefsin nasıl işlediği.


Aynı nefs.
Farklı etki kalitesi.

Nefs,
farklı olayda,
farklı ortamda,
farklı bağlamda,
farklı konuda,
farklı işler.

En hızlı ve kolayı:
Dürtü gelir.
Peşinden yanıt gelir.

Açsa uzanır,
Kızarsa patlar.
Arzularsa koşar.

Seçim var, işlem az.
Girdi, düşünmeden
Çıktıya dönüyor.

Metnin başındaki liste:
Çoğu burada işliyor.
Anlık dürtü
Hızlı ve hazlı sonuç alma seçimi.


Orta derecede hesaplama.
Kısa bir işlem yapılır
Sonra seçim gelir.

Ama hesap kısa.
Yakını gösterir,
Uzağı perdeler.

Bedeli küçültür,
Ödülü büyültür.
Bugünü kazandırır,
Yarını satar.

Seçim var.
İşlem var.
Ama hesap eksik.


İleri derecede hesaplama:
Durulur.
Gelen karşılanır.
Kabul edilir.
Anlaşılır.

Sonuç tartılır.
Etkisi ölçülür.
Seçimler sorgulanır.
En iyisine karar verilir.

Yakın berraktır,
Uzak da nettir.
Bugünün hesabıyla
Geleceğe de
Yatırım yapılır.

Burada nefs
tam kapasitesiyle işler.

Mertebeler değil bunlar —
basamaklar değil
ki birini geçip ötekine çıkasın.

İşlem kaliteleri.

Süre uzadıkça,
İşlem kalitesi artıyor.

Soru şu değil:
“Hangi mertebedeyim?”

Soru şu:
“Şu an hangi kalitede işliyorum?”

Vakit alır gibi gelir

Ama;

Bunlardan hangisi
daha sık tekrarlanırsa

Artık alışkanlığa döner.
Alışkanlık otomatikleşir;

Kendinden işlemeye başlar
Nefes alıp – vermek gibi.

Bu da artık kader olur.

Ve nefsin tekrarladıkları,
Kişinin kendi olur.

Bu yüzden nefs
Aynı zamanda,
Kişinin özü anlamına da gelir.

Ve Türkçe olan öz,
Farsça olan Can,
Yeni Nefs,
Otonom döngüde,
Artık işlem yapmadan
Girdiyi alıp,
Hemen işleyen,
Anında çıktı üreten.

Çok tecrübe edilmiş,
Uzman olunmuş bir konuda,
Hızlı ve Doğru karar alabilmek gibi.

İşlem defalarca yapılmış,
Artık içselleştirilmiş.

Buna akış hali denir.

Akış yanlış okunabilir,
Sürüklenmek sanılabilir:

“Hakkında ilmin olmayan şeyin
Peşine düşme.
Çünkü kulak, göz ve kalp
Hepsi bundan sorumludur.”
İsra (17:36)

Sürüklenilen yer Heva’dır.

“Boşluğa düşmek, aşağı yuvarlanmak”
Kökü H-V-Y.

Hevâ — nefsin
hesapsız meylidir.
Çeken şeye doğru
düşünmeden gitmek demektir.

Furkan’da geçer:

Eraeyte meni-ttehaze ilāhehu hevāh

Hevâsını ilah edineni gördün mü?
Furkan (25:43)

Hevâ ilah olunca,
Medet umulan;
seçim biter.
Nefs çekene doğru
düşmeye başlar.

“Zulmedenler,
Hiçbir ilme dayanmadan
Kendi hevâlarına uydular.”
Rum (30:29)

“Görmek, tartmak, hesaplamak.”
kökü – İ-L-M

İlim – nefsin
hesaplı meyli.
Çeken şeye doğru
sürüklenmeden
öğrenerek gitmek.


“İşte biz bu misalleri insanlar için getiriyoruz;
fakat onları ancak bilenler
(ilim sahipleri) anlayıp kavrayabilir”
Ankebût (29:43)


İki kutup:

Hevâ çeker —
nefs aşağı düşer.

İlim tutar —
nefs yükselir.


Bu yüzden Yusuf’taki kadın
“nefsimi temize çıkarmıyorum” dedi.

Çünkü o an
hevâ kazanmıştı.
İlim kenarda kalmıştı.

Nefs kötü değildi —
o an kötü işledi.


Nefsin yönü
sabit değil.

Her an
ilim ile hevâ arasında
yeniden belirleniyor.

İşte Rahmet de
tam olarak burada:

Rahmet ile mi işliyor, ilimsel;
Rahmetsiz mi işliyor, havada?

Rahmet, bize öğretildiği gibi
Basit bir ifade ile:

Şefkat ya da koruma değildir.

Aksine,
Sonsuz şefkat ve koruma
Büyük bir boşlukta
Hava ile aynı kelime olan
Heva’ya girer

Kelimenin kökü, özü Rahim’dir
Hepimizin bildiği anne karnı.

Rahim içinde büyüttüğü cenine
Sınırsız bir genişlik
Ve rahatlık sunmaz.

Yetiştirdiği bebeği,
Şekle girmesi içi sıkar;
Onu Korumak için sarmalar;
Rahimde boşluğa,
Heva’ya yer olmaz.

Besin,
Rastgele pompalanmaz.
İhtiyacı olduğu kadar,
İhtiyacı olduğu anda,
Dozajlayarak verir.

Doğruyu
Yüksek bir hesaplamayla bulur.

Ve bunu tek yönlü değil,
İçindeki bebeği her an
Hissederek gerçekler.

Bebeği,
Duygularını anlayarak,
Duyuları hissederek,
Düşünceleri işleyerek,
Rahmin içinde büyütür.

Yüksek bir hesap derinliği,
ve kesinliği olan
ilim ile.

Rahim,
Bir kan pıhtısını alır,
Küçük bir ceninden
Fıtratına göre işler
Onu büyütür
Ve bebek olarak
Dünyaya verir.


Allah’ta da olan nefis,
Hz. İsa’nın dediği gibi,
Kullarının nefsini bilerek
Kullarına,
Hayatta karşılaştıkları,
Olayları, kişileri, düşünceleri
ve istekleri verir.

Kula verilen, rabbindendir.
Kul verileni yargılayıp;
iyi diyerek kucak açmaz
kötüdür diyerek sırt çevirmez.

İyi de, kötü de O’ndandır.
O’ndan gelen;
İstemediği olsa da,
İstenmeyene şer dense de.
İstediği de olsa,
İstenen şeye hayır dense de,
Hayır da şer de ondandır diyerek
Nefsi ile karşılar.

Nefsi, rahmet ile,
Boşluğa düşmeden,
İlim yolu ile işler;
ve yine,
Rahmetli bir karşılık bırakır;
Dünyaya…

“rabbi zidnî ‘ilmâ(n)”
”Rabbim, ilmimi arttır”
(Tâhâ, 20:114)